HPV (insan papilloma virüsü), cinsel yolla bulaşan ve cinsel olarak aktif hemen herkesin hayatının bir döneminde karşılaştığı yaygın bir virüs grubudur. Kişilerin yaklaşık %90'ında vücut enfeksiyonu 1–2 yıl içinde kendiliğinden temizler. Bazı tipler genital siğile, kalıcı olan yüksek riskli tipler ise yıllar içinde rahim ağzı kanserine yol açabilir. Virüsün kendisi için ilaç yoktur; aşı ve düzenli tarama korur.
Smear (Pap) testi, rahim ağzından alınan hücrelerde kansere dönüşmeden önceki değişiklikleri arayan tarama testidir. HPV testi ise hücreye değil nedene, yani kansere yol açabilen yüksek riskli HPV tiplerine bakar; kılavuzlarda tek başına HPV testi tercih edilen yöntemdir. Örneği hekim alır; ortalama riskli kişilerde kişinin kendi aldığı vajinal örnek de kabul edilebilir. HPV aşısı korunmada önemlidir ama taramanın yerini tutmaz.
Kolposkopi, rahim ağzının büyüteçli bir cihaz (kolposkop) ve güçlü ışıkla incelenmesidir. Genellikle smear ya da HPV testinde anormal sonuç çıktığında istenir ve 15–20 dakika sürer: rahim ağzına seyreltilmiş sirke çözeltisi sürülür, şüpheli alan görülürse oradan küçük bir doku örneği (biyopsi) alınır. Kesin tanıyı kolposkopi değil, biyopsinin doku incelemesi koyar.
Genital siğil (kondilom), düşük riskli HPV 6 ve 11 tiplerinin yol açtığı, "karnabahar benzeri" kabartılardır; kansere yol açan HPV tipleri bunlardan farklıdır. Tanı çoğunlukla muayeneyle konur. Tedavide dondurma (kriyoterapi), koter (yakarak tedavi), cerrahi çıkarma, lazerle buharlaştırma ya da üzerine sürülen ilaçlar kullanılır; korunmada HPV aşısı önerilir. Hangi yöntem seçilirse seçilsin tekrarlama sıktır.
Polikistik over sendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınlarda sık görülen; hormonları, adet düzenini, cildi, metabolizmayı ve ruh sağlığını birlikte ilgilendiren bir durumdur. Tanı için erkeklik hormonu fazlalığı, düzensiz adet ve ultrasonda yumurtalık görünümünden en az ikisi bulunmalı, benzer hastalıklar dışlanmalıdır. Tedavinin temeli sürdürülebilir yaşam biçimidir, ilaçlar belirtiye yöneliktir. Şeker ve kalp-damar riskleri nedeniyle yaşam boyu izlem gerekir.
Anormal rahim kanaması; ağır adet kanamasını, adet arası kanamayı, ilişki sonrası kanamayı ve menopoz sonrası kanamayı kapsar. Ölçüt yalnızca takvim değil, kanamanın günlük yaşamı ne kadar etkilediğidir. Önce gebelik dışlanır; ultrason ve gerekirse biyopsi (rahim içinden küçük doku örneği) yapılır, tedavi nedene göre ilaçla ya da cerrahiyle planlanır. Menopozdan sonra görülen her kanama incelenmelidir.
Vajinal akıntı her zaman hastalık belirtisi değildir; normal akıntı az, berrak ya da beyaz ve kokusuzdur, kaşıntı ya da yanma yapmaz. Enfeksiyona bağlı akıntının en sık üç nedeni bakteriyel vajinoz (vajinadaki yararlı bakteri dengesinin bozulması), mantar enfeksiyonu ve cinsel yolla bulaşan trikomoniyazdır. Ayrım muayene ve mikroskopla yapılır, tedavi etkene göre planlanır. Kişilerin kendi koyduğu tanıların yarısından fazlası hatalıdır.
İdrar kaçırma, her yaştan kadını etkileyebilen yaygın bir şikayettir. Başlıca tipleri öksürme ya da gülmeyle olan stres tipi, ani ve güçlü idrar hissiyle gelen sıkışma tipi ve ikisinin birlikte görüldüğü karışık tiptir. İlk basamak ameliyat değil; denetimli pelvik taban kas eğitimi (leğen kemiği tabanındaki kasların egzersizi) ve mesane eğitimidir. İlaç ve cerrahi sonra gündeme gelir.
Histeroskopi (rahim içinin kamerayla görüntülenmesi), rahim içine ince bir teleskopla doğrudan bakılmasıdır; aynı seansta tedavi de yapılabilir. Polip ve rahim boşluğuna doğru büyüyen miyomların (iyi huylu kas kitleleri) alınması, rahim içi yapışıklıkların açılması, perdenin (septum) kesilmesi ve kaybolmuş spiralin çıkarılması için uygulanır. Rutin koruyucu antibiyotik önerilmez. Seyrek görülen ama ciddi bir risk, rahim duvarının delinmesidir.
Laparoskopik (kapalı) cerrahi, karına açılan birkaç milimetrelik deliklerden kamera ve ince aletlerle yapılan ameliyattır. Açık ameliyata göre ağrı daha az, hastanede kalış daha kısa, yapışıklık daha azdır ve yara izi çok küçüktür. Ancak risksiz değildir: bağırsak yaralanmalarının bir kısmı ameliyatta fark edilemez; bu yüzden eve döndükten sonra artan karın ağrısında gecikmeden başvurulmalıdır.
LEEP, rahim ağzındaki anormal hücrelerin bulunduğu bölgenin ince bir elektrik teli halkasıyla kesilip çıkarılmasıdır. Başlıca yüksek dereceli hücre değişikliklerinde (CIN 2 ve CIN 3) uygulanır. Hem hastalıklı dokuyu temizler hem de patoloji incelemesi (laboratuvarda doku incelemesi) için bütün hâlinde bir örnek sağlar. Hastalık yine de kalabilir ya da tekrarlayabilir; çıkarılan dokunun sınırları bu açıdan yol gösterir.
Miyom, rahmin kas duvarından gelişen iyi huylu (kanser olmayan) bir kitledir ve kadınlarda karın alt bölgesinde (pelviste) en sık görülen tümör türüdür. Miyomu olanların çoğunda hiçbir şikâyet olmaz ve tedavi gerekmez; düzenli kontrol yeterlidir. Ağır adet kanaması, bası belirtileri ya da gebelik sorunu varsa, miyomun yerine, yaşa ve çocuk isteğine göre ilaç, ameliyat ya da ameliyatsız yöntemler arasında seçim yapılır.
Rahim içi polip (endometrial polip), rahim iç zarının bir bölgede aşırı büyümesiyle oluşan, çoğunlukla iyi huylu bir dokudur. Kadınların yaklaşık %8–35'inde görülür; en sık belirtisi adet arası ya da menopoz sonrası kanamadır. Tanıda ultrason ve histeroskopi (rahim içinin kamerayla görüntülenmesi) kullanılır. Kanaması olanlarda, menopoz sonrasında ve kısırlıkta polip genellikle histeroskopiyle alınır.
Yumurtalık kisti (over kisti), yumurtalıkta oluşan, çoğunlukla sıvı dolu bir keseciktir. Menopoz öncesinde görülenlerin büyük çoğunluğu iyi huyludur ve yumurtlamaya bağlı geçici kistlerdir; 5 cm'den küçük basit kistler çoğunlukla 1–3 adet döngüsü içinde kendiliğinden kaybolur. Büyüyen, kaybolmayan, şüpheli görünümlü ya da ağrı yapan kistlerde laparoskopik (kapalı) ameliyat düşünülür.
Vajinal enfeksiyonların en sık üç nedeni bakteriyel vajinoz (yararlı bakteri dengesinin bozulması), mantar ve cinsel yolla bulaşan trikomoniyazdır. Şikayetleri birbirine benzer ama tedavileri farklıdır: bakteriyel vajinoz ve trikomoniyaz antibiyotikle, mantar mantar ilacıyla tedavi edilir. Partnerin tedavisi yalnızca trikomoniyazda zorunludur. Doğru tedavi için tanı muayene ve basit testlerle konur.